Bu tedaviler için aday olan hastaları detaylandıracak olursak, neredeyse tüm bu göğüs deformitelerini yazmamız gerekecektir.

Kunduracı Göğsü (Pectus Excavatum); Ayrıca Çökük Göğüs olarak da bilinir. Göğüs kemiğinin olması gereken yerden kaburga kafesine doğru çökmüş olmasıdır. Kunduracı Göğsü, en sık görülen göğüs duvarı deformitesidir.

Göğüs deformitesi aritmi ve çarpıntıya neden olur. Ayrıca kamburluk (kifoz), skolyoz, omuz başlarının öne doğru çıkması, kürek kemiğinin kanatlanması gibi duruş bozukluklarına ve omurga problemlerine yol açar.

Göğüs çukurluğu (Pectus Excavatum)’nun psikolojik etkileri literatürde “Zihinsel Deformite” olarak adlandırılır. Göğüs çukurluğu, hastaların yaklaşık %80’inde düşük özgüven ve kaygıya neden olur. Ayrıca estetik açıdan da çok önemli bir sorundur. Hastanın kendini engelli hissetmesine yol açar.
Güvercin Göğsü (Pectus Carinatum)

Güvercin göğsü (Pectus Carinatum), sternum kemiğinin olması gerekenden daha fazla yerinden oynamış olması durumudur.
Pektus karinatum, kamburluk (kifoz), skolyoz, omuz başlarının öne doğru çıkması ve kürek kemiğinin kanatlanması gibi duruş bozukluklarına ve omurga problemlerine neden olur.
Güvercin göğsü, psikolojik (zihinsel bozukluk) ve estetik sorunlara yol açar.
Pectus Arcuatum
Pektus Arcuatum, pektus ekskavatum ve pektus karinatumun birlikte görüldüğü karma bir deformitedir.

Poland’s Sendromu
Poland’s Syndrome ⎮ Dr.Pectus
Poland Sendromu, kaburga anomalileri, meme gelişiminde yetersizlik veya meme yokluğu, el parmaklarının yapışıklığı (sindaktili) ve diğer el veya kol anomalileri dışında pektoral kasın yokluğudur.

Sternal Cleft
Sternum yarığı, sternum kemiğinin ortasının açık kalması durumudur (ve bazen kalbin dışarıda olması, yani ektopi kordis de bu duruma eşlik edebilir).

Rib Flare
Kaburga çıkıntısı, kaburgaların uçlarında dışa doğru oluşan bir çıkıntıdır (çıkıntılı kaburga deformitesi).

Kaburgaların yanlış gelişmesi sonucu kalp ve akciğer gibi hayati organlar yetersiz gelişir. Temelde iki alt grubu vardır (Asfiksiye Bağlı Torasik Distrofi ve Fibrodysplasia Ossificans). Genellikle “Asfiksiye Bağlı Torasik Distrofi” olarak görülen formun 22 farklı türü bulunmaktadır.

En yaygın bilineni “Jeune Sendromu”dur. Diğer bilinenleri arasında Saldino-Noonan Sendromu, Majewski Sendromu, Mainzer-Saldino Sendromu, Beemer-Langer Sendromu ve Ellis-van Creveld Sendromu yer almaktadır.
Göğüs deformitelerinin sadece bir bileşeni olduğu düzinelerce sendromdan biri: Akondroplazi, Marfan Sendromu, Osteogenezis imperfekta, Anterior Torasik Displazi, Noonan Sendromu, Ehler Danlos Sendromu, Spinal Musküler Atrofi (SMA), Loey-Dietz Sendromu, Çölyak Hastalığı, Charcot-Marie Tooth Hastalığı, Atelosteogenez Sendromları, Pierre-Robin Sendromu, Sprengel Deformitesi, Sotos Sendromu, Jarcho-Levin Sendromu, Radyal Kulüp Sendromu ve Holt Oram Sendromu vb…


All individuals with these deformities need to be treated, even if the deformity itself has not caused any physiological problems other than aesthetic-psychological anxiety.
Moreover, there is no specific age range for treatment. Treatment can be applied to young children from the age of 0. In fact, the earlier the treatment is started, the higher the chance of success of non-surgical treatments.

Therefore, patients should consult a doctor as soon as the deformity is noticed by the parents. There is no upper age limit for treatment.
We have treated dozens of individuals over the age of 40 (and even over 50 years old) who were afraid of being exposed to the bad effects of pectus deformities in old age and wanted to invest in themselves.
In fact, we added the largest series reported on this subject in the world to the scientific literature. You can find this article in the relevant section of our website.




